Her dört gençten biri ne okuyor, ne çalışıyor

Her dört gençten biri ne okuyor, ne çalışıyor

Yaşı 15-29 arasında bulunan gençlerin yüzde 25.5'i ne eğitimine devam ediyor, ne çalışıyor; deyim yerindeyse boşta geziyor. Bu oran erkeklerde düşük; yüzde 12.4. Ama kadınlarda ne okuyan, ne çalışanların o yaş grubundaki nüfusa oranı tam yüzde 38.9'a ulaşıyor. Bu verilerin mayıs ayına ait olduğunu da belirtelim.

Alaattin AKTAŞ

TÜİK verilerinden hareketle 15-29 yaş grubundaki nüfusu "sadece eğitimde olanlar, sadece istihdamda olanlar, eğitim ve istihdamda olanlar ve ne eğitimde ne istihdamda olanlar" şeklinde gruplandırırken yaş aralığını daralttığımızda karşımıza çok dramatik oranlar çıkıyor.

Öncelikle şu gerçeğin altını çizelim. Genç nüfusun eğitim görmeyen ve çalışmayanlarının oranında öyle yıldan yıla kayda değer düzeyde ne iyileşme var, ne kötüleşme. Biz tablomuzda son iki yılın mayıs aylarındaki duruma yer verdik. Önceki yılların verilerinde de oran olarak çok büyük farklılık olmadığını belirtelim.

25-29 yaş arasında sorun büyük
15-29 yaş aralığını, 15-19, 20-24 ve 25-29 olarak detaylı biçimde ele aldığımızda ne eğitimde ne istihdamda olanların oranının en yüksek düzeye 25-29 yaş aralığında çıktığını görmekteyiz.

Bu aslında normal sayılması gereken bir durum. Eğitim artık yaş 25'e geldiğinde büyük ölçüde tamamlanmıştır. Dolayısıyla yaşı 25-29 arasında olanların eğitim görme oranı çok düşüktür. Nitekim bu yaş aralığında bulunanların yalnızca yüzde 6 kadarı yalnızca eğitimini sürdürmektedir. Bu yaş aralığındakilerin tam yarısı çalışmakta, yüzde 11'i hem okuyup hem çalışmaktadır. Yaşı 25-29 arasında bulunan 6.1 milyon kişinin 2 milyonu, yani yüzde 32.5'i ise ne eğitimde ne istihdamda olanlardan oluşmaktadır.

Bir başka ifadeyle bu yaş grubundaki her üç gençten biri boşta gezmektedir.

Kadınlarda durum vahim
Bu yılın mayıs ayı itibariyle yaşı 15-29 arasında olan kadın nüfus 8.9 milyon kişi. Bu kadınların yüzde 39 oranında 3.5 milyonu ne okuyor ne çalışıyor.

Hele hele can alıcı yaş grubuna, 25-29 aralığına bakarsak durumun çok daha vahim bir hal aldığını görüyoruz. Bu yaş aralığındaki kadın nüfus 3 milyon. Bu nüfusun 215 bini eğitim görmeye devam ediyor, 1 milyon 14 bini yalnızca çalışıyor, 217 bini hem çalışıyor hem okuyor. Kalan 1 milyon 596 bin kadın ise ne çalışıyor ne okuyor.

Bir başka ifadeyle yaşı 25-29 arasındaki her iki kadından biri, hatta daha fazlası (yüzde 52.5) ne çalışıyor ne okuyor, yani boşta geziyor. Eğitimini (hangi düzeyde olursa olsun) tamamlamış ancak çalışmayan nüfusun mezun oldukları okullara göre dağılımını bir başka gün bilginize sunacağımızı da belirtelim.

15-19 yaş arasının durumu
Yaşı 15-19 arasında olan nüfusun ağırlıkla eğitimine devam ediyor olması beklenir. Nitekim veriler de bu görüşü destekliyor. Yaşı 15-19 arasında bulunan 6.3 milyon gencin 3.9 milyonu, yani yüzde 62'si yalnızca eğitimde. Bu yaş aralığındaki 723 bin genç ise eğitimin yanı sıra çalışıyor.

15-19 yaş arasındaki 898 bin genç ise ne eğitimini sürdürüyor, ne çalışıyor. Bu gençlerin o yaş grubundaki toplam nüfusa oranı yüzde 14.3 düzeyinde.
Bu yaş grubunda olup da ne eğitim gören ne çalışanların oranı erkeklerde yüzde 9.7, kadınlarda ise yüzde 19.2 düzeyinde bulunuyor.

Bu veriler, "Bir şeyler yapılmalı" diyor
Genç nüfusun eğitim görme ve çalışma durumu işte böyle... Toplamda her 100 gençten 25'i ne okuyor ne çalışıyor, kadınlarda ise bu sayı 100 gencin 39'u şeklinde oluşuyor.

Eğer bu tabloyu, "Çok da kötü değil" diye okuyabilen birileri varsa, "Çok kötünün ne olduğu"nu sormak gerekir.

Kendimizi tabii ki bizden geri ülkelerle kıyaslayacak değiliz; ölçü almamız gereken gelişmiş ülkeler...

Baksanıza, yaşı 25-29 arasında olan her iki kadından biri ne eğitimde var, ne iş hayatında. Bu gençlerin belki bir kısmı iş bulamadığı için, belki bir kısmı bulduğu işin çalışmasına değmeyeceğini düşündüğü ya da gördüğü için, belki bir kısmı da ailesi istemediği için iş hayatında değil.

Bu olası nedenlerden hangisi ağır basıyor olursa olsun bir şeyler yapılması gerektiği ortada. Genç nüfusumuzla övünüyoruz haklı olarak ama o genç nüfusu bir türlü üretime yeterince katkı sağlar hale getiremiyoruz.

Biliyoruz ki bir yanda sanayici, daha çok da küçük sanayici ara eleman bulamıyor, bir yanda da milyonlarca genç işsiz geziyor.

Bu durumda bir terslik yok mu... Aktardığımız TÜİK kaynaklı bu veriler, hem eğitimin kalitesini artırma ve çeşitlendirme, hem bu gençlere iş alanı yaratma konusunda atmamız gereken çok adım olduğunu göstermiyor mu...

Kaynak: Dünya