Doğuş Grubu ve Yıldız Holding’in Durumları Aynı Değil

Doğuş Grubu ve Yıldız Holding’in Durumları Aynı Değil

Son dönemlerde ‘borç yapılandırılması’ haberleriyle sıkça gündeme gelen Doğuş-Yıldız Holdinglerinin karşılaştırmasına ilişkin Neoldu.com yazarı Besim Üstün dikkat çekici bir yazı kaleme aldı.

İşte o makale


Doğuş Grubu bu ülkenin köklü, önemli holdinglerinden biri. Enerji’den turizm sektörüne, medyadan otomobil satışına, bankacılıktan  restoran zincirine birçok sektörde   yüzlerce şirketi var ve 35 binden fazla çalışanıyla da önemli bir istihdam gücü. 

Şunu da söyleyeyim ilk günden beri Doğuş Grubu’nun eğlence sektörüne girişini eleştiren biriyim. Sorun büyüklük, küçüklük değil, ya da zorlanmanın  eğlence sektöründen gelmediğini biliyoruz ama eğlence-restoran  sektörüne girmekteki sorun  Doğuş Grubu’nun odağını yitirmesi, dikkatini dağıtması.. 

Bunu hep söyledim, bu vesileyle de  bir kez daha tekrar ediyorum. Doğuş Grubu bir perakende devi ama eğlence sektörüne girişi sorunluydu. Perakende devi oluşu da Türkiye ekonomisinde hepinizin şahit olduğu  birşeylerin iyi gitmediğinin göstergesi. Türkiye’nin en zengin ailesi ya da insanı olmasının da konumuzla da ilgisi yok. Bu borçlar şirket borçları. Ticaretin, işletmeciliğin doğası gereği alınan borçlar. 

Ancak Doğuş Grubu “Beni de 6 milyar dolar için bankalara mektup yazan  Yıldız Holding (Ülker)  gibi yeniden yapılandır” derken orada bir durmak gerekiyor.  Yıldız Holding zor durumda değil. Sadece borçlu olduğu çok sayıda bankaya diyor ki: “Benim kısa vadeli borçlarımı  uzun vadeli haline  getirin. Şu anda bir ödeme sorunum yok. Şirketlerim kar rekorları kırıyor. Çok sayıda değerli markam var. 4 milyar potansiyel tüketicim var. Öderim ama bilemedin 3 yıl sonra ödeyemez duruma gelebiliriz. Buyrun size teminat, varlıklarımız söz konusu paranın 4 katı. Hepsini satsak geri 15 - 16 milyar dolar kalır.  Gelin başta yaptığınız  “kısa vade hatasını” düzeltin, yeniden kredilendirerek  uzun vadeye yayın, büyümemize  destek olun, hep birlikte daha fazla kazanalım”

Daha halk ağzıyla söylersek Ülker diyor ki “Tavuğum altın yumurtluyor, ama borçlarım kısa vadede  kalırsa üç yıl sonra tavuğu kesmek zorunda kalırız. O da hiçbirimizin dişinin kovuğuna girmez.”

Doğuş’un bankalardan isteği ise çok  farklı bir tabana oturuyor. “Ülker gibi..” demek okuru yanıltmak olur..Ülker parası varken bankalarla masaya oturdu. Doğuş grubu ile ilgili ise zarardan konuşuluyor  ve kur farkı sorunları var. Bu yüzden de istediği  Ülker gibi sendikasyona dayalı yeniden  kredilendirme değil. Tamamen ödeyememe nedeniyle  borç yapılandırma..Yine halk ağzıyla söyleyecek olursak Doğuş grubu diyor ki:  “Tavuklarımın verimi iyi değil,  kur artışları da belimi büküyor, tavuklara yem vermede zorlanıyorum.” 
Doğuş grubunun durumunda Ekonomik gidişattan kaynaklanan bir durum var anlayacağınız. Ancak şu anda   itibariyle de  Türkiye’de,  ekonomik gidişattan etkilenen, yüzlerce hatta binlerce şirket var.  Bunların çoğunluğu da iktidara güvenen destekleyen, iktidarında onlara güvendiği desteklediği şirketler.  Onların da “borç yapılandırma” sırasına girebilecek olması tabi ki Doğuş’un talebini iki ucu katranlı değnek haline getiriyor. 
Bu konuda yazılanlara bakınca bir sektör uzmanı olarak doğruları yazmak istedim..Umarım sıkmamışımdır.
Sevgiyle kalın...
Yazar Besim Üstün
 
Kaynak: NeOldu.com